Okumaya başlamadan önce bu metnin bilimsel bir yazı ile ilgisi yoktur. Bu metin düşündüklerimi aktardığım ve bunu yaparken belli başlı kaynaklardan yararlanarak yazdığım bir metindir.
Bilinçaltı
Uzmanlara göre bireyler 6 yaşına kadar almış olduğu tüm bilgileri doğru\yanlış olarak ayırt etmeden kalıcı beleğe kaydeder. Bunun sonucunda bireylerin 6 yaşına kadar bilinci oluşmaktadır. Birey 12 yaşına gelinceye denk çevresinde olayları gözlemler ve 6 yaşında beleğe atığı verileri filtreden geçirip bir araya getirir. Birey 12 yaşından sonraki dönemde bir olayla karşılaştığında 12 yaşına kadar bilinçaltına kaydettiği olayları referans alarak düşünmeden olaylara tepki verir.
Bilinç dediğimizde bir çok insanın aklına gelen ilk şey bireyin kendisini ve çevresindeki olayları kavrayabilmesidir ama başka bir yönden bilinç; bireyin duygu ve algısından oluşur. Bilinçaltı dediğimiz şey zihnimizin derinlerinde yatan alteregomuzdur (başka bir sen). Büyük, karanlık, çıkışı nerde bilemediğimiz bir odaya benzer. Hayatınızı yönlendiren gizli bir oda, sizi siz yapan bu karanlık odada size dayatılan inançlardır. Bilinçaltının varlığından haberdarız ama günlük hayatımızda bizi nasıl etkilediğini ve nasıl yönlendirdiğini farkında değiliz. Sosyolojide (ortak bilinç) olarak adlandırılan bilinç kavramı; x bir kavramın düşüncelerini y kavramının düşüncesine aktardığımızda ortak bir bilinçten söz etmiş oluruz, tıpkı bir futbol takımının veya inanç kavramlarının bize dayatılması gibi hiç kendi seçimlerinizi sorguladınız mı? Aslında hayatımıza yön veren seçimleri biz yapmıyoruz, seçimleri ortak bilincin bizi yönlendirmesiyle yapıyoruz. Bu yazıyı yazmadan önce önüme çıkan her seçime sorduğum sorulardan biri 'bu seçimi ben mi yaptım yoksa bilinçaltım mı yaptı?' oldu. Sormaya başladığımda hiç beklemediğim bir sonuçla karşılaştım aslında bir çok seçimi bilinç altımın yönlendirmesiyle yapmışım. Bana dayatılan kültür, inanç, alışkanlıklar vb. kavramlar aslında bugün ki beni ben yapan ayrılmaz bileşenlerdir. Günümüzde bir çok şiddet haberlerini duyuyor görüyoruz. Buna karşılık şiddeti uygulayan kişiye verdiğimiz tepkilerden biri 'zihnini temizle' demek oluyor. Bu soruyu sorarken karşımızdaki kişinin nasıl bir zihin yapısının olduğunu hiç sorguladık mı? Bilinçaltımız olaylara tepki verirken tarafsızdır, olaya karşı iyi/kötü ayrımı yapmaksızın bize çocukluğumuzdan bugüne dayatılan kavramları uygulatır. Hayatımıza en çok etkisi olduğunu düşündüğüm inanç sistemimiz bizi türlü türlü yollara yönlendiriyor. İnanç sistemimizde; Birey bir düşünceye körü körüne inandığında veya inanmadığında o olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinden kendi inanç sistemini sorumlu olduğunu düşünür, örneğin sınav stresinin bize verdiği kaygı ve heyecan korkuya dönüşerek bilinçaltımızın inanç sistemini ortaya çıkartır, bilinçaltı başarısız olacağından korktuğunda ona inanır ve bu inançla sınavında başarısız olur ama bunun tam tersini yaptığı sırada ise sınavından başarılı olur, tabi sınava çalışmış olmak olayın başka bir boyutudur.😊
İstenmeyen bir olay meydana geldiğinde bireyler 'bilinçli olarak yapmadım' ifadesini sıkça kullanır aslında burada belirtilmek istenen şey pişmanlık/farkında olmama durumudur, bu söylem bilinçaltımızın bizi nasıl yönlendirdiğini kanıtlar durumdadır. Bundan sonrası için alacağımız her kararı iki kere düşünelim derim.😊
Buraya kadar okuduysanız, iletişim dilimle sizi yakalamışım demektir. Konu ile ilgili sizin de düşüncelerinizi merak ediyorum. Duygu ve düşüncelerinizi yorumlarda belirtirseniz çok sevinirim.



Çok güzel bir yazıydı okurken keyif aldım..
YanıtlaSil